Alien (1979)

97/100. This thing emerges

Hayaletler, ruh çıkartanlar, büyü tutkunları, yaz kamplarına veya sayfiye yerlere giden gençleri gözleyen sapıklar, zombiler, vampirler…. Tüm bu korku ögelerinin hem iyi hem de kötü örnekleri mevcut. Düzinelerce hem de… Bu unsurlar insanların iç korkularını keşfetmekte, meraklarını kamçılamakta çok önemli bir rol oynadılar. Ve oynamaya da devam edecekler. Bu zenginlik modern çağın folklörü artık. Eskiden köylerde, panayırlarda ozanların anlattığı söylenceler artık dev ekranlarda oluşuyor. Yüzyıllar öncesinin çocukları korkutmak için anlatılan koca karı hikayeleri şekil değiştiriyor.

Korku janrı ucuz heyecanlar ve kan ve vahşet ve irkiltmek değildir sadece. Karşı konulmaz kadere bir meydan okumadır bir nevi. Korku türünün de aslında büyüsü bence tam olarak burada. Varoluş ile derin bir hesaplaşması olanların meraklısı olduğu türdür aslında. Sırf bu yüzden korku janrının insanların sınırlarını, onu alıkoyan şeyleri sorgulayan bir yaklaşımı olması gerektiğine inanıyorum. Georges Melies’in çektiği tarihin ilk korku filmi sayılan Le Manoir di Diable’den bu filme dek korku sineması aslında çok fazla sınırlarını aşmaya niyetlenmemişti.

Bonus: Melies’in filmlerine çok ayrı bir yazı ayırmak lazım ama film içinde Türk ismi geçince dikkat kesilen meşhur Umut Sarıkaya karikatürü minvalinde düşünürsek hazretin 1904 tarihli Le Bourreau Turc- The Terrible Turkish Executioner diye bir filmi de var.

Vampirler, şeytanlar, seri katiller. Üç aşağı beş yukarı korku sineması bu ögeler arasında gidip durdu. Uzun yıllar kendini tekrar eden bu türden sonra Alien’da karşımıza dahiyane fikirler çıkıyor. Stüdyonun Star Wars’un yarattığı bilimkurgu çılgınlığından pay almak için çekimlerine onay verdiği film kendisinden beklentileri aşıp bir korku film klasiği oldu. Sonradan arkasından gelen taklitçilerinin özensizliğine, pop kültür içine nasıl saçma bir şekilde yerleştirilmeye denenmesine ve Ridley Scott’ın yıllar sonra yarattığı başyapıtı mahvetmeye yemin etmişçesine çıkardığı rezalet şeylere rağmen hala benzersiz.

Yönetmen: Son 10 sene yaptığı şeyleri görmeseydim en beğendiğim 10 yönetmen listesinde kesin yeri olabilirdi. Özellikle Alien franchise devamı olarak gösterilen Prometheus ve Alien Covenant sonrası her gece yatmadan önce ölmesi için dua ettiğim isimlerden birisi oldu. Haberleri çok takip etmedim ama hazretin Alien Covenant çekilmeden önce artık Xenomorph’u (aynı kaderi Frankenstein’ın yaratığı ile paylaşır. Çok yaygın bir yanlış anlamayı düzeltmem gerekirse filmdeki yaratığa verilen bir isim yoktur. En sık adlandırıldığı terim ise “Xenomorph”tur yani “yabancı şekilli”) kullanmayacağını söylemesine rağmen 2017de vizyona çıkan film ucuzun da ucuzu bir Alien takliti girişimidir. Aslında ilk filmde yapımcıların tüm itirazlarına rağmen H. R. Giger’ın tasarımlarının arkasında duran yönetmen şimdi onunla arasına mesafe koymaya çalışıyor. Filme dönelim yoksa 7 yıllık hüsran ve öfkemi boşaltarak bu yazıyı bitirebilirim. Görsel ustalık, iyi oyuncu idaresi ve eksiksiz atmosfer kurma. Bu saydıklarımın hepsinde tamamen olmasa da büyük oranda katkıda bulunan Ridley Scott filmi yönetme tercihleri ile bu eserin oluşmasında en önemli paya sahiptir bence. Örneğin filmin bütçesini arttırmak için çizdiği story boardlar projeye kendisini ne kadar adadığını göstermektedir. Her şeyden öte meşhur “chest burster” sahnesinde oyuncuları neyle karşılaşacaklarından habersiz bir şekilde sete alması ve mizanseni oluşturma şekli, onlardan o doğal korku tepkisini alması, tek seferde sahneyi çekmesi efsanevi bir iştir. Güle güle Ridley. Zamanında muhteşemdin, seni sevmiştim ve artık senden nefret ediyorum.

Oyunculuk: Az sayıda (7 adet, kediyi ve Xenomorph’u sayarsak 9) oyuncunun harikalar yarattığı bir iştir. Rollerin keskin ve düzgün bir şekilde tanımlanmış olması aynı zamanda oyunculara ekiple beraber daha verimli çalışma olanağını vermiştir. Yüzlerindeki şaşkınlık, dehşet ve ümitsizliğe sürekli tanık oluruz ve atmosferin oluşmasında büyük paya sahiptirler.

Senaryo: Çeşitli projeksiyon ve öngörüler bütünüdür aslında Alien senaryosu. O tarihte pek ortada olmayan mavi yaka beyaz yaka çekişmesi, sınıfsal etkileşimler, göç olgusu ve yasadışı işçilerin kamuoyunda yaratacağı tepki, tecaüz sonrası travma ve kürtaj baskı ile ileride bir gün erkeklerin de doğurabileceğine dair kehanetler içerir. Diyaloglar ve konu akışı (Xenomorph’un nasıl kısa sürede öyle boy attığını açıklamadıkları gerçeği gibi birkaç ufak eksiği saymazsak) bir bütün ve eksiksizdir.

Sinematografi/ Diğer: Çıktığı yıl efektler dalında Oscar aldığı kadar vardır. H. R. Giger’ın fallik tasarımlarından korku janrının hatta tüm sinema tarihinin en orijinal ve ikonik yaratımlarından birisini ortaya koymuşlardır. Uzayın sonsuz boşluğunda klostrofobi yaşatacak kadar iyi tasarlanmış bir set, top class müzik ve ses efektleri ile beraber öne çıkar.

Kurgu: En içsel korkuların su yüzüne çıkartılmasıdır aslında Alien. Kendi güvenli habitatımızın dışına çıktığımızda geriye ne getirebileceğimizi bize anlatır. İçsel olarak yatak altı canavarlar mitinden beslenir öte yandan modern bir ölü bedenden çıkan hayalet uyarlaması da kabul edilebilir. Basit bir araştırma görevinden hayatta kalma yarışına evrilen olayların akışı sürükleyici ve ikna edicidir. Hikaye devam ederken bir türlü kimin kazanacağını kestiremeyiz çünkü karanlık bir dehşet, karşılaştıkları dehşetle mücadele etmeye hazırlıklı olmayan mürettebatın kaçamayacağı bir çevrede hala kazanabileceklerini umut ettikleri bir savaşta adım adım onları sürklase etmektedir.

Son söz: Nice 40 yaşlara. Olabilecek en iyi korku filmlerinden birisi olan Alien bugün dahi çok taze ve yeni izleyicilerin merak ateşini harlayabilecek kadar güçlü. En az bu film kadar iyi olan Aliens temelde bir aksiyon filmdir Alien 3 bir psikolojik gerilim olarak kabul edilebilir. Alien: Resurrection komedi uyarlaması olarak düşünürsek Prometheus ve Alien Covenant çöp olarak raflardaki yerini alırlar. Bana kalırsa serinin ilk 3 filmini izledikten sonra gerisine bakmasanız da olur. Ama henüz izlemediyseniz Alien size geniş bir evrenin, yaratıcı sürecin ve harika bir ekip çalışmasının kapılarını açıyor.

Yorum bırakın