Bir Başkadır

“Türk televizyonu izlemiyorum ya. Ben hep yabancı yapım…” Bu cümleyi ömrü boyunca bir kere kuranlar elini kaldırsın. Evet sizleri sağ tarafa alalım. Kalan okuyucular. Siz de bu kalıbı hiç kullanmamış olsanız da, kesin bunu sarfeden birisini tanıyorsunuzdur. Heh. Sizi de alalım öyle. Kalanlar… Birilerinin kalmasını beklemiyordum açıkçası. Ama neyse ki bu satırları okuduğunuzdan mütevellit tanış…

Prime’da ne izleyelim?

Aslında kendisine bir süredir erişimimiz vardı (misal ben Eylül 2019’dan beri kullanıyormuşum) kendisine ama Netflix’in şimdilik domine ettiği pazarda Prime’ın çok esamesi okunmuyordu şimdiye kadar. Tabi bunun sebeplerinden birisi ortalama olarak Netflix tarifesinin iki katından fazla fiyat çekmesi ve içerik olarak (hala bugün de devam eden) kısmen az sayıda ürün olması idi. Ama artık işler…

Tenet (2020)

Tekrar merhaba sayın okurlar. Daktilo’da son yazımın üzerinden 3 ay geçmiş. Enes’den duyduğum kadarıyla sitenin kapısını yumruklayıp duruyormuşsunuz, kendimi daha fazla özletmek istemedim bu yüzden. O kadar çok şey izleyemedim ki bu sürede. Aslında eski filmlere sardım biraz, malumunuz sinema salonları kapalıydı. Bazı Netflix ve Prime dizilerine başlamayı denedim ama hepsi çok kötü bir şekilde…

After Life (2. Sezon)/ Upload

Online streaming piyasası hareketli bu sıralar. Amazon Prime Türkiye piyasasında çok aktif bir oyuncu değil henüz ama birbiri ardına yeni içerikleri gösterime sokuyor takvime de yenilerini ekliyor. Netflix biraz daha kalabalık haftada birden fazla yeni içerikleri var orası kesin. Sonuçta herkes evdeyken insanların ilgisini canlı tutup müşterileri kaybetmemek en önemli. Kovayı yağmur yağarken doldurmak lazım…

Tiger King/ The Unorthodox/ Tales From The Loop

Self karantina günleri nasıl geçiyor? Online kurslar, evde spor, sevdiklerinizle daha fazla zaman geçirmek imkanı… Kesin hepiniz bu olayları hasretle bekliyorsunuzdur ve oluşan fırsatı iyi değerlendirmişsinizdir. Ben mi? 5 sene önce yayınlanmış bir youtube videosunu 38. defa izlemekle meşgulüm. Bir şeyler izlesem de hızlıca yazıp kafamdakileri yazıya dökebilsem dediğim dönemler sanki çok geçmişte kalmış gibi…

The Platform/ Blow the Man Down

Ne kadar garip zamanlardan geçiyoruz değil mi? İmkanları elverenler evlere kapandı işlerini oradan halledip yaşamaya çalışıyorlar. Ama her şey yolunda gitmiyor haksız mıyım? Hepimizin zaman bulursak yaparız dediğimiz şeyler için şartlar müsait. Ama sürekli 4 duvar arasında tıkılı yaşamaktan bunları yapacak heves bulamıyoruz. Kendi adıma konuşayım, aylardan beri kafamda dönen bir hikaye var. Açtım bilgisayarı….

Seberg

Jean Seberg (kendisi Amerikalı olmasına rağmen) Fransız yeni dalgası ile bütünleşmiş bir isimdir. Benim gibi bu akıma yabancı (ve hatta yabancı kalmakta ısrarcı) bir ismin bile kendisini bildiği döneminin en ikonik, en başarılı aktrislerinden birisidir. Şiirsel güzelliği, o dönem için farklı moda tercihleri ve oynadığı filmler… Ve elbette politik kimliği. Bu saydıklarım kendisini tanımlamak için…

Judy

Sinema izleyicilerinin, yazarlarının çoğunlukla “Golden Age” diye tanımladığı (1910lardaki sessiz sinema patlamasından 1950lerin sonuna kadar olan dönem) zaman aralığı bugün bile tekrar tekrar izlenebilen, zamana karşı iyi dayanabilen filmlerin çıkartıldığı, orijinal fikirlerin henüz klişeleşip inandırıcılığını kaybetmediği bir dönemi anlatır. Teknik imkanların henüz zayıf olduğu, oyunculuğun (en azından sinema için) bir meslek olarak henüz kabul edilmediği…

Jacob’s Ladder (1990)

Gerçek zaman ve geçmişin hayaletlerinin günlük hayatta birbirine karıştığı olur. Kendi adıma bu gibi anlarda kısa bir süre dumur haline geçer, bir şekilde gizlice toparlamaya çalışırım. Ama hayatının erken yıllarında çeşitli travma ve sıkıntılarla boğuşmuş insanlar için bu o kadar kolay olmayabilir. Tek bir ana (veya bir zaman aralığına) takılı kalmak, gündelik yaşamının belli anlarında…

The Invisible Man

Blumhouse yine yaptı. Düşük bir bütçe ile çektiği bir korku/ gerilim filminden, filmin çekimi ve pazarlanmasına ayırdığı bütçenin kat kat fazla gelir elde ettiği bir filmle daha vizyonu sallıyorlar şu an. 49 milyon dolar gibi (özellikle parayı hamuduyla kaldıran Disney filmlerini düşününce) alçakgönüllü bir gişe geliri elde etmiş bir filmin, toplamda 7 milyon dolara mal…