
Aylardan beri milletin kan davalı olacak seviyede birbirlerini yediği tartışmalı filmin veya başka şekilde ifade edersek MCU evreninin (phase 1’in en azından) sondan bir önceki basamağına hoş geldiniz. 2008’de başlayan bu furyanın 20. filmi ile huzurlarınızda olan Marvel bu defa karşınıza kadın bir kahramanla çıkıyor. Filmin müziklerinde de bu topraklardan birisinin imzası var: Pınar Toprak. (Film başlamadan önce sinema kaynaklarını zayıf bir şekilde takip etmiş olmamın getirdiği bir handikapla karşılaştım. Bu Captain Marvel filmi MCU’nun aslında planlarında olmayan ama Wonder Woman’ın dehşet gişe başarısı üzerine araya sıkıştırılan bir film gibi aklımda kalmış ama ne kadar keyword arattıysam merak ettiğim bu şeyi teyit edecek bir bilgi bulamadım, birisi ALLAH AŞKINA BİLGİLENDİRİRSE ÇOK SEVİNİRİM)
Hikaye: Tipik MCU filmi. Ama ne Ant-Man kadar komik, Ne Winter Soldier denli aksiyon yüklü. Öncüllerinden parça parça bir şey almaya çalışmış kimi yerde bunu başarabilmiş kimi yerde göze çok batmadan eline yüzüne bulaştırmış… Filmin mesajı “kadınların toplum beklentilerine veya daha özelde bir erkeğin kendilerinden ne beklediğin ihtiyaçları yoktur. Kadınlar kendi istedikleri örneği takip edip büyük ve başarılı olabilirler” gibi bir şey. Ayrıca artık Marvel’ın MCU sebepli çizgi romanlarda, çizgi filmlerde oluşturduğu Lore’u esnetip değiştirmesine artık çoktan alışmışızdır diye düşünüyorum (en basitinden Infinity War hikayesi filmde anlatıldığı gibi değil. Çizgi romanda Thanos’a bu Infinity Taşlarını toplama görevini Death diye bir kozmik varlık veriyor, Thanos bu hikayeden önce Avengers üyelerinin çok iyi bildiği bir isim, defalarca yolları kesişmiş savaşmışlar vs vs). Ama bu filmle Marvel şimdiye dek iyi kötü bir şekilde sürekliliğini bozmadan devam ettirdiği hikayeyi baltalıyor gibi. Hem önceki filmlerle bir şekilde köprü kurmaya çalışıyor hem de meşaleyi ileri taşımaya ama bu iki alanda da çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim.
Görsellik/Ses: MCU standartlarında teknik konularda gayet iyiler. ScreenX izlemenin güzel tarafı belki de ama efektler göz yormadı. Warnerbros ve DCU ekibinin yerinde olsam filmlerdeki teknik ekiplere bunları izletirdim de bir filmden seyirciler kör olacak denli renk değişimlerine maruz kalmazlardı belki bu sayede. Ayrıca görüntü yönetimi 90lar hissini gayet iyi verebilmiş. Müzik seçimi, dekorlar, irili ufaklı easter eggler. Herkesin en özlemediği decade olan 90ların sevimli sayılabilecek taraflarını size başarılı bir şekilde sunuyor. Filmin son sahnesinde neredeyse yönetmen kadar büyük bir şekilde ismi ekrana yansıyan Pınar Toprak da iyi iş çıkarmış (evet her Marvel after credits sahnesini izlerken akan prodüksiyon ekibinde Türk ismi arayıp bulmaya çalışan arkadaşları bu sefer yormuyor Marvel) kendisi ile ilgili basınımız da elbette Şampiyonlar Ligi Yarı Finalinin ilk ayağını yöneten Türk hakem muamelesi çekmekte tereddüt etmemiş elbette. Hakkındaki haberlerin çoğu Pınar Toprak’ın muazzam kariyerinden (ki gerçekten oyun ve film alanında başarılı işleri var kendisinin) bahsederken eskaza filme atıfta bulunuyorlar ama biz şerbetliyiz elbette. Örn: https://www.haberturk.com/captain-marvel-in-muziklerini-yapan-turk-pinar-toprak-2394673
Oyunculuk: Filmin en ve tek tartışılan yönü Brie Larson (inceller hakkında çılgın atıyor neredeyse. Film daha gösterime girmeden izlemedikleri filme sırf kendisinin beyaz erkekler hakkında söylediği yarı esprili bir demeç yüzünden demediklerini bırakmadılar) çok parlamamış açıkçası. O arayış esnasındaki, kendini bulup, kendi hikayesini kurarken yüz ifadelerinde büyük değişimler yok ama işin gerektiği kadarını başarıyla sunabilmiş. Samuel Jackson da artık pizza siparişi verirken dahi bu rolü oynayabilecek kadar göz dolduruyor. Jude Law da gizli ama anlayışlı hafif mizojinist erkek rolünde gayet iyi. Skrulllar da CGI a rağmen hissiyatı verebiliyorlar ve iyiler. Sadece Anette Bening gerçekten çok kötü. Sahnelerde adeta nasıl duracağını bilemiyor. Tamam genç değil ama önemli güçlü bir rol verilmiş kendisine ne mimikleri ne de vücut dili inandırıcı değildi. Ama elbette filmin yıldızı sevimli mi sevimli sarman kediciğimiz Goose (hikayeye katkı kısmını es geçersem) filmin en parlayan anlarında hep o var.
Kurgu: Yukarıda demiştim zaten 11 yıllık hikaye akışına biraz zarar verdiklerini. Ama seyirciler artık son filme o kadar odaklandılar ki bu aksaklıkları rahatlıkla görmezden geleceklerdir diye düşünüyorum. Filmin hikayesine gelirsek daha kötülerini de gördüğüm için sınıfı geçiyor diyebiliriz. Captain Marvel özelinde (hareketleri, mimikleri, giyim tercihleri ile) bakınca, kendisi Wonder Woman kadar feminen değil, ama bu erkekleştirilmiş bir karakter çıkartmıyor karşımıza elbette. Yabancılaştırılmış kimlik arayışında bir kadın portresi var karşımızda. Ama bu arayış üzerinde (hikayelerin ilerleyen kısımlarında defalarca atıfta bulunmasına rağmen) çok durmuyor. Filmin kritik virajlarında hep kadın roller olmasına rağmen o kadar silik portreler çizmişler ki bir yerden sonra mecbur savaş hikayesine odaklanıyorsunuz. Ayrıca bence tahmin etmesi kolay bir plot twist mevcut ama yine de tatmin edecektir.
Son not: Filmin müziklerini Pınar Toprak adlı bir Türk kadın bestecinin yaptığını söylemiş miydim?
8 MART KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!!!
